Kim demiş kemankeşler olarak atışlarımızda sadece besmele ve putalarımızda sadece puanlar var? Türk Okçuluğu bir kemankeş için ecdadının en güzel miraslarından birisidir ve sadece bir spordan ibaret değildir diyerek girelim meselemize.
Geçtiğimiz günlerde IMAX’te The Odyssey filmini izlemiştim. Filmin başrol simgesinin yay ve ana konusunun onu kurabilmek üzerine olduğu dikkatimi çekmişti. Devamında da hocalarımdan Şair, Yazar Dr. Celal Fedai’nin Akşam Gazetesi’ne yazdığı film eleştirisini okuma fırsatı buldum. İlgilisine naçizane ektir: m.aksam.com.tr/amp/sinema/bat... ve filmi bu sayede yeniden değerlendirdim.
Bir destan hikayesi, tanrıcıklar havada, suda, ateşte uçuşuyor. Athenalar, Calipsolar, Circeler, Zeuslar… Her bir ada yolculuğunda yeniden bir tanrı hikayesiyle karşılaşıyoruz. Bir de destanın ürettiği kahramanlar var. Hiç kimsenin kurmayı beceremediği yaya sadece Odyssey hükmedebiliyor. Ürettikleri tanrılara kafa tutan adamları bir milletçe yüzyıllar boyunca örnek almayı yeğlemişiz, ne acı… Koca bir dünyayı ilk fırsatlarında boğmak için ortaya çıkan; ne bir Fransızın İhtilali ne de bir İngilizin Sanayi Devrimi dahi bize kendimizden daha fazla zarar vermemiştir… Kendimize gelelim, bütün bir dünya bunlar yüzünden yüzyıllardır bedel ödüyor. Şimdi ben karşımıza çeşitli sebeplerle çıkacak bütün Odysseylere, Agamemnonlara, Akhilleuslara karşı yeniden ''kendi yayıma hükmediyorum''. Türküm, beri gelin çünkü dünya gerimizde...
Yorumlar
👏👏